Tevfik Fikret Kimdir?

Tevfik Fikret kimdir? Servet-i Fünun edebiyatı... Edebiyat-ı Cedide... Yeni Türk edebiyatı... Modern Türk edebiyatı... Detaylar Butik Kitap'ta...

18 Jun 2022 Genel 107

Tevfik Fikret kimdir?

Tevfik Fikret, 1867’de İstanbul’da doğmuştur. Asıl adı Mehmet Tevfik’tir. Sanat hayatına Servetifünun edebiyatının öncü şairi olarak başlamış ve sanatını çağının sorunlarına yönelen bir şair olarak devam ettirmiştir. Galatasaray Mektebi’nde Muallim Naci, Muallim Feyzi ve Recaizade’den dersler almıştır. Çeşitli devlet kademelerinde görev aldıktan sonra 1896’da Recaizade Mahmut Ekrem tarafından Servetifünun dergisinin başına getirilmiştir. Galatasaray Mektebi’nde, Ticaret Mektebi’nde ve 1896’da Robert Kolejinde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır.  Servet-i Fünun’un kapatılmasından sonra (1901) Aşiyan’a çekilmiştir.

Tevfik Fikret “sanat için sanat” anlayışını benimsemiştir. Doğa, yoksulluk, aile, acıma duygusu, aşk, hayal vb. onun şiirlerine konu olmuştur. 1901’de Servetifünun dergisinin kapatılmasının ardından eserlerini halk için yazmış ve “toplum için sanat” anlayışına kaymıştır. Sanatçı 1908’den sonraki şiirlerinde gençlere öğütler vermiş ve onları hizmete çağırmıştır. 1908’den II. Meşrutiyet’le umutlanmış ve sonra Hüseyin Cahit’le Tanin’i çıkarmıştır.

Fikret, şiirlerinde aruz ölçüsünü başarılı bir şekilde kullanmıştır. Aruz kalıbını konuşma diline yaklaştırmış ve nazmı nesre yaklaştırmıştır. Yazdığı Sis İstanbul’u yerden yere vurmuştur. İstanbul, o günlere kadar şiirlerde hep güzelliğiyle yer almasına karşın bu sanatçıyla boğucu ve kötü bir şehir olarak aktarılmıştır. “Şermin” adlı, çocuklara yazdığı esrinde ise hece ölçüsünü kullanmıştır. Kafiyeyi çok önemsememiş ve serbest tarzda şiirler kaleme almıştır. Sanatının son dönemine kadar ağır bir dil kullansa da son yıllarında sade bir dille yazmıştır. Sanatçıda parnasizm akımının etkileri görülür. Burada da huzursuzluklar yaşayan şair, önce Galatasaray’da, sonra da Amerikan Koleji’nde çalıştı. Ama burada da çeşitli huzursuzluklar yaşadı.

İlk şiirlerini Naci’nin etkisinde, Nazmi mahlasıyla, eski biçimle ve Tercüman-ı Hakikat’te yayımladı. Naci-Ekrem tartışmasıyla safını değiştirdi ve Recaizade Hamit anlayışına yakın durdu. Bu dönemde Mirsad dergisinde “Bahar”, “Ulviyyattan”, “Ah, Bilsen Ne Âfet Olmuşsun”, “Hüsnün”, “Uzletgeh-i Mâderi Ziyâret” gibi eda bakımdan yeni şiirler yayımlamış; hatta tevhit konulu şiir yarışmasında birinci olarak edebiyat dünyasında adını duyurmuştur. Malûmat’ta yayımladığı şiir ve makalelerle sanatında yeni bir evreye adım atar. Fikret, bu dergide, “Tebrik-i Velâdet”, “Tahassür”, “Ey Yâr-ı Nagamkâr”, “Hayal”, “Güzelsin”, “Tulûa Karşı” vb. Şiirler ile edebiyata ilişkin makaleler yayımlamış ve bu döneme ait bazı şiirlerini Rübâb-ı Şikeste’nin “Eski Şeyler” bölümüne almıştır. Olgunluk dönemi olan üçüncü döneminde Servet-i Fünun’dan başka, MektepMaarif ve Mütâlâa gibi dergilerde de şiirler yayımlamıştır. İnançsızlaşan, dünyaya küsen, karamsar bir bakış açısında sahip olduğu bu dönemde bireysellik ön plandadır. Servet-i Funun’un dağılışından II. Meşrutiyet’e kadarki sürede “Sis”, “Sabah Olursa”, “Mâzi... Âti”, “Bir Lâhza-i Taahhür” gibi istibdat ve ikinci Abdülhamit karşıtı şiirleri elden ele dolaşmıştır. Bu dönemde toplumcu-gerçekçi bir anlayışı benimsemiştir. II. Meşrutiyet sonrasındaki son şiir döneminde yeni rejimi Millet Şarkısı’yla alkışlamış, İstanbul’u kötülediği Sis’ten sonra Rücû şiiriyle yeni İstanbul’u övmüş, Haluk’un Defteri’ni bastırmış, Promete’de ilerleme düşüncesini yaymıştır. II. Meşrutiyet’ten beklediğini bulamayan şair, Doksanbeşe Doğru, Han-ı Yağma ve Revzen-i Mahlu’yla yönetimi eleştirmiştir.

1912’de Meclis-i Mebusân’ın ittihat ve Terakkî hükûmetince kapatılması üzerine “Doksanbeşe Doğru” şiirini yazdı. 1914’te Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaflı’ na girmesine “Sancak-ı Şerif Huzurunda” adlı şiiriyle karşı çıktı. Mehmet Âkif, Fikret’in gerek bu şiirine, gerekse 1905’te yazdığı “Tarih-i Kadim”e, Süleymaniye Kürsüsü adlı manzum eserinde sert eleştirilerde bulundu. Fikret, Âkif’e “Tarih-i Kadîme Zeyl” şiiriyle karşılık vererek, dine, savaşa ve Osmanlı tarihine yönelik saldırılarını sürdürdü.

Eserleri: 

  • Haluk’un Defteri (şiir),
  • Rübab-ı Şikeste (şiir),
  • Şermin (şiir)