Türk Edebiyatında Roman Üzerine
Türk edebiyatında roman... Edebiyatımıza roman ne zaman girdi? İlk romancılarımız kimlerdir? Yazdıkları romanların mahiyeti nedir? Edebi anlamda bu romanların değeri hakkında neler söylenebilir? Butik Kitap, bütün bu soruları sizin için yanıtlıyor.
Türk edebiyatında roman üzerine
Türk edebiyatına roman, Tanzimat Edebiyatı döneminde girmiştir. Batılılaşma hareketleri, Türk toplumunu pek çok alanda etkilemiştir. Kültür, edebiyat, askeriye, siyaset, ekonomi ve din bu alanlar arasında yer almaktadır. Bizim bu yazımızda mevzu bahis ettiğimiz edebiyat, sadece düz yazıda değil, şiirde de bazı değişimler yaşamıştır. Bir düz yazı türü olan romanın kökenleri bizim edebiyatımızda mevcuttur. Halk hikayesi, divan edebiyatındaki hikaye, masal, destan ve efsaneler, Türk edebiyatında romanın öncülleri arasında yer almaktadır. Ancak bizde romanın öncülleri bu edebi türler olsa da modern anlamda roman, Tanzimat döneminde Batı ile kurulan ilişkiler çerçevesinde edebiyatımıza girmiştir.
İlk romancılarımız kimdir?
Türk edebiyatında roman, Tanzimatçıların girişimleriyle denenmeye başlanmıştır. İlk romancılarımız arasında şu edipleri sayabiliriz:
- Sami Paşazade Sezai
- Namık Kemal
- Şemsettin Sami
- Recaizade Mahmut Ekrem
- Nabizade Nazım
Edebiyatımızda roman, bu isimlerin girişimleriyle başlamıştır. Batıdan, özellikle Fransız edebiyatından öğrendikleri türleri romancılarımız, eski edebi türlerimizi de dikkate alarak uygulamıştır. Mesela Namık Kemal İntibah isimli romanında oldukça sanatsal bir dil kullanarak divan edebiyatının retoriğine bağlı kalmıştır. Şemsettin Sami, eski anlatı geleceğimizde bulunan tesadüfilikleri eserinde kullanmıştır. Ancak Recaizade Mahmut Ekrem, Nabizade Nazım ve Sami Paşazade Sezai gerçekçilik akımın da etkisiyle olay örgüsü, karakterizasyon, zaman ve mekanın kullanımı konusunda kendilerinden önceki edebiyatçılardan daha da ileri bir noktaya ulaşmıştır.
Edebiyat-ı Cedide dönemi...
Edebiyat-ı Cedide, diğer adıyla Servet-i Fünun döneminde Tanzimat döneminden devralınan birikimler de kullanılarak romancılığımız daha üst bir noktaya götürmüştür. Yani romancılığımız Servet-i Fünun döneminde tam olarak Batılı bir hüviyet kazanmıştır. Özellikle Halit Ziya, Mehmet Rauf ve Hüseyin Cahit Batıdaki öncüllerinin eserlerini çok iyi bir biçimde okuyarak buradan öğrendiklerini kendi eserlerine yansıtmışlardır. Halit Ziya'nın Aşk-ı Memnu, Mai ve Siyah; Mehmet Rauf'un Eylül; Hüseyin Cahit'in Hayal İçinde isimli romanları bu manada çok önemlidir.
