Enderunlu Vasıf Kimdir? Şiirlerinden Örnekler
Enderunlu Vasıf kimdir? Şiirlerinden örnekler... XIX. yüzyıl Türk şiiri... Klasik Türk şiiri... Tanzimat edebiyatı... Detaylar Butik Kitap'ta...
Enderunlu Vasıf kimdir?
Enderunlu Vasıf'ın asıl adı Osman’dır ve Enderun’da yetişmiştir. Divan şiirinin tüm nazım şekilleriyle şiirler yazmıştır. Daha çok şarkıları ile tanınır. Murabbaları bestelenmiştir. Gazellerinin birçoğu ve şarkıları Nedim’in getirdiği yeniliklerin kendi mizacına ve yetişme tarzına göre yeniden yorumlanmasından ibarettir. Eski şiire Nedim kadar nüfuz edememiştir. Daha yüzeyde kalmıştır. Eski mazmunlara fazla rastlanmaz. Aruzun pek az kullanılan kalıplarını başarıyla kullanabilmiştir. Onun başta Nedim ol- mak üzere Enderunlu Fazıl gibi XVIII. yüzyılda divan şiirinde mahallileşme akımını başlatan şairlerin etkisinde kaldığı görülmektedir.
- Enderunlu Vasıf. divan şiirinin lugatına ve sanat kaidelerine sadece dıştan hakim olup kaynaklarına inememiştir. Ustalığı mısra içinde kalır ve kelimeden öteye geçmez.
- Ömrünün sonlarına doğru şiirlerini gözden geçirdiği, muhtemelen açık saçık olanları nı ve değersiz bulduklarını yaktığı bildirilmektedir.
- Edep dışı, yani perde-birunane şiirler yazmıştır.
- Onun şiirleri Osmanlı Divan şiirinin zevk anlayışının çöktüğünü ortaya koymaktadır.
- Gündelik hayatı şiire sokmuş, binicilik, atçılık, giyim-kuşam, aile ilişkileriyle ilgili sözcükler şiire girmiştir.
- Divan’ı vardır.
Şiirlerinden örnekler
Örnek 1
Rindiz ferah u zevk u safâ kaafilemizdir
Bâr-ı gama lâkaydi-i dil râhilemizdir
Yârin gam-ı hicrânı değil yalnız işgâl
Yâran-ı gamın bârı da bir gâilemizdir
Şekvâ ne revâ zahm-ı hadeng-i siteminden
Cevrin çekeriz ol kaşı yaygın çilemizdir
Bülbül gibi biz mu'tekif-i ma'bed-i aşkız
Şeb tâ-be-seher âh u nevâ nâfilemizdir
Müştâkız o mehrûya felekde o kadar kim
Her rûz-ı firâkı sene-i kâmilemizdir
Değmez sühan-ı bî-mezemiz câize Vasıf
Nakdîne-i tahsin-i ehibbâ sılemizdir
Örnek 2
Ne beyân-ı hâle cür'et, ne figâna tâkatım var.
Ne recâ-yı vasla gayret, ne firâka kudretim var.
Yanayım mı hasretinden geçeyim mi ülfetinden
Hele derd ü firkâtinden sana bin şikâyetim var
Nice etmem âh ü efgân beni yâre geçti yârân
Nigeh etmez oldu cânân buna pek kasâvetim var
Düşüp ol cefâ-şiâre gönül oldu pâre pâre
Çekerim gamın ne çâre geçemem mahabbetim var
O fısıltıyı işittim düşüp ardı sıra gittim
Yanılıp bir işdir ettim şu kadar kabâhatim var
Geziyordun eşbeh eşbeh dedi kim ki gördü peh peh
Beri gel ki sana ey meh dahi çok hikâyetim var
Lebin olmuş ayn-ı şerbet gönül istek etti gâyet
Beni nâre yakdın elbet öperim harâretim var
O meh işte bana nisbet ediyor seninle ülfet
Bana Vâsıf açma sohbet sana pek adâvetim var
