Enderunlu Vasıf Kimdir? Şiirlerinden Örnekler

Enderunlu Vasıf kimdir? Şiirlerinden örnekler... XIX. yüzyıl Türk şiiri... Klasik Türk şiiri... Tanzimat edebiyatı... Detaylar Butik Kitap'ta...

26 Nov 2022 Genel 1281

Enderunlu Vasıf kimdir?

Enderunlu Vasıf'ın asıl adı Osman’dır ve Enderun’da yetişmiştir. Divan şiirinin tüm nazım şekilleriyle şiirler yazmıştır. Daha çok şarkıları ile tanınır. Murabbaları bestelenmiştir. Gazellerinin birçoğu ve şarkıları Nedim’in getirdiği yeniliklerin kendi mizacına ve yetişme tarzına göre yeniden yorumlanmasından ibarettir. Eski şiire Nedim kadar nüfuz edememiştir. Daha yüzeyde kalmıştır. Eski mazmunlara fazla rastlanmaz. Aruzun pek az kullanılan kalıplarını başarıyla kullanabilmiştir. Onun başta Nedim ol- mak üzere Enderunlu Fazıl gibi XVIII. yüzyılda divan şiirinde mahallileşme akımını başlatan şairlerin etkisinde kaldığı görülmektedir.

  • Enderunlu Vasıf. divan şiirinin lugatına ve sanat kaidelerine sadece dıştan hakim olup kaynaklarına inememiştir. Ustalığı mısra içinde kalır ve kelimeden öteye geçmez.
  • Ömrünün sonlarına doğru şiirlerini gözden geçirdiği, muhtemelen açık saçık olanları­ nı ve değersiz bulduklarını yaktığı bildirilmektedir.
  • Edep dışı, yani perde-birunane şiirler yazmıştır.
  • Onun şiirleri Osmanlı Divan şiirinin zevk anlayışının çöktüğünü ortaya koymaktadır.
  • Gündelik hayatı şiire sokmuş, binicilik, atçılık, giyim-kuşam, aile ilişkileriyle ilgili sözcükler şiire girmiştir.
  • Divan’ı vardır.

Şiirlerinden örnekler

Örnek 1

Rindiz ferah u zevk u safâ kaafilemizdir
Bâr-ı gama lâkaydi-i dil râhilemizdir

Yârin gam-ı hicrânı değil yalnız işgâl
Yâran-ı gamın bârı da bir gâilemizdir

Şekvâ ne revâ zahm-ı hadeng-i siteminden
Cevrin çekeriz ol kaşı yaygın çilemizdir

Bülbül gibi biz mu'tekif-i ma'bed-i aşkız
Şeb tâ-be-seher âh u nevâ nâfilemizdir

Müştâkız o mehrûya felekde o kadar kim
Her rûz-ı firâkı sene-i kâmilemizdir

Değmez sühan-ı bî-mezemiz câize Vasıf
Nakdîne-i tahsin-i ehibbâ sılemizdir

Örnek 2

Ne beyân-ı hâle cür'et, ne figâna tâkatım var.
Ne recâ-yı vasla gayret, ne firâka kudretim var.

Yanayım mı hasretinden geçeyim mi ülfetinden 
Hele derd ü firkâtinden sana bin şikâyetim var

Nice etmem âh ü efgân beni yâre geçti yârân 
Nigeh etmez oldu cânân buna pek kasâvetim var

Düşüp ol cefâ-şiâre gönül oldu pâre pâre 
Çekerim gamın ne çâre geçemem mahabbetim var

O fısıltıyı işittim düşüp ardı sıra gittim 
Yanılıp bir işdir ettim şu kadar kabâhatim var

Geziyordun eşbeh eşbeh dedi kim ki gördü peh peh 
Beri gel ki sana ey meh dahi çok hikâyetim var

Lebin olmuş ayn-ı şerbet gönül istek etti gâyet 
Beni nâre yakdın elbet öperim harâretim var

O meh işte bana nisbet ediyor seninle ülfet 
Bana Vâsıf açma sohbet sana pek adâvetim var